GÖLOVA KÜLTÜR SEFERBERLİĞİ
Bir bölgenin veya kasabanın kültürel ve tarihî yönlerini araştırmak o bölgede öncelikle sosyoekonomik bir birikimin ortaya çıkmasına bağlıdır. Çünkü bu konularla ilgili araştırma yapabilecek kimselerin en azından bir başka yerde okuyabilmeleri veya okutulabilmeleri için aile, devlet veya bir başka kurumun malî yardımı gerekmektedir. İkinci önemli unsur o bölge insanın ister o bölgede ister gurbette kendi yöresine ilişkin tarih ve kültür bilincini filizlendirmesi gerekmektedir. O bölgede yaşarken kendi yerel birikimine duyarlı insanların kalem oynatmaları, hatıraların bir sonraki kuşaklara aktarmaları da bir o kadar önemlidir.
Unutulmamalıdır ki her bölge kendi bilge insanlarını o toprak içinde yetiştirip o topraklarda yaşatabilmektedir. Geriye, yöresinde yaşayan bu insanları bulup onların cbilgi, görgü ve diğer birikimlerini yazıya aktarabilmek kalmaktadır. Bu zenginliğin keşfedilmesi ve gelecek kuşaklara aktarılmasında akademik çalışmalar önemlidir. Kişilerle tek tek yapılan görüşmeler, anketler, yerel kültür öğelerini betimlemeye yönelik bilgi, ses ve görüntü kayıtları bunların en belli başlılarıdır.
Kentte okuma olanağı bulmuş insanların hepsi yöresiyle kültürel olarak ilgilenmeyi gerektiren mesleklerde çalışmayabiliriler. Ancak bazı meslekler vardır ki (tarih, coğrafya, sosyoloji, antropoloji, halkbilim, ev ekonomisi, bilgi sayar bilimleri, tıp bilimleri, vb.) bilgi birikimleri yerel kültürün derlenmesinde ve kayda geçirilmesinde daha avantajlıdır. Ancak diğer mesleklerin hiçbir katlısı olmayacak anlamı çıkarılmamalıdır. Onlar da isterse katkıda bulunabilirler. Yerel bir ifade ile söylemek gerekirse “Çobanın gönlü olsa tekeden süt çıkartır.” Kaldı ki Gölova mühendislik ve bilgisayar bilimleriyle ilgilenen gençlerin katkılarıyla da bölge kültürünün betimlenmesinde önemli kazançlar sağlanmıştır. Bu konuda ileriki zamanlarda büyük katkıların olması için Gölova gençliğinin utkulu olduğunu hatırda tutmak gerekmektedir.
Bir bölge ile ilgili araştırma yapmak için mutlaka yüksek öğrenim görmek gerekmez. O bölgede yetişen, yaşayan ancak bazı nedenlerden dolayı yüksek öğrenim hatta ortaöğrenim olanağı bulamayan insanlar kendi kültürlerine hiçbir katkı sağlayamazlar mı? Tabii ki sağlayacaklardır. Belki de onların katkısındaki doğal ve yerel tavır, kullandıkları dil, yöntem akademik çalışmalara esin de verebilecektir. Kültür ve tarih konularında çalışmak, kim yaparsa yapsın toplumsal kalkınma için bir seferberlik girişimidir. Burada yer almaya gayret etmek, bu gayret için yaşlıları, gençleri cesaretlendirici olmak kültürel seferberliğin bir parçasıdır.
Tabii ki dünya üzerinde herkes aynı türden meslek ve bilgi birikimine sahip değildir. Meslek farklılıkları, bu farklılıklardan gelen ilgi alanı ve zevk tercihlerindeki farklılıklar, gelir düzeylerindeki farklılıklar kültürün renkli ve hareketli bir yanını oluşturmaktadır. Bir yerde bilgi yetersiz kalabilir, oradan sonrasına siyaset kültürü, parasal zenginlik bayrak taşıyabilmektedir. Kültürel seferberliğin malî ve siyasî tarafını görmemek toplumları çağın dışında kalmaya mahkûm edecektir. Parası olanın bilgiyi önemsememesi ne kadar yanlış ise bilgili insanların parayı önemsememeleri de toplumsal kalkınma açısından o kadar yanlıştır.
Sadece bölgesel konulara duyarlı olmakla hayat gitmemektedir. Dünyanı büyük bir hızla kaydettiği gelişme akışına katılmak, bu gelişmeleri evrensel ölçülerde değerlendirmek de hayatın bir gereğidir. İstanbul gibi Dünya’nın önemli merkezlerinden; Ankara gibi Avrupa’nın önemli başkentlerinden birinde yaşayıp dünya standardında bir meslek bilinci, yaşama gayreti göstermemek insanı çağın gerisinde kalmaya mahkûm edecektir. Bu gayret içinde kendimiz, ailemiz, bölgemiz, ulusumuz ve insanlık için katkıda bulunmayı hedeflemek beşerî bir saadettir.
Bu genel çerçeve içinde bakılırsa, Gölova kültürel anlamda kendi bölgesiyle ilgilenen insan yetiştirebilme yoluna girmiş, bu insanların emeklerine maddî ve manevî katkıda bulunabilen yardımlaşma sistemlerini yerli yerine koymak konusunda büyük gayret göstermiştir.
Ekonomik anlamdaki zenginliklerimiz ile kültürel zenginliğimizin temelini gurbetçilikle atan analarımızın, babalarımızın, Gölova’da gurbetçi yolu gözleyerek hasret çilesi çekenlerin bizler için hazırladıkları meşakkatle, alın teriyle kazanılmış mirasa Gölova insanı olarak minnet duygularımızı belirtmek manevî bir görevdir; onların anılarını geleceğe alın teriyle, göz nuruyla, onurla, ahlâkla taşımak bir tür ibadettir, haktır.
Bu güne kadar alınan mesafe bizleri cesaretlendirmek için önemli olsa da önümüzde tespit edilip kayda geçirilmesi, bilimsel ve sanatsal gözle izlenerek incelenmesi gereken büyük bir kültür mirası bulunmaktadır. Bunun hakkını vermek için herkesi “karınca kararınca” da olsa bir kültür seferberliğine davet ediyorum. Bu seferberlikte göreviniz bir kâğıt bir kalemle bir şeyler yazmak olabilir, bir teybin tuşuna basıp ses kaydetmek olabilir, bir video ile görüntü kaydetmek olabilir, daktilonun, bilgisayarın başında bazı bilgileri yazıya geçirmek olabilir.
Her şey bilim değil; sanat, şiir, hikâye, masal, roman, film gibi insanlığın manevî dünyasında etkili olan diğer kültürel çalışmalar da Gölova’nın diğer zenginliklerine zenginlik katacaktır. Bölgedeki insanların sesi olan, onların duygu ve becerilerini yansıtabilen sanatçı yaratılışlı kimseler de geleceğin Gölova’sında haklı olarak yerlerini almalılardır. Bu, bu gün için, bir satırlık bir şiirdir, bu iki satırlık bir hikâyedir, birkaç karelik fotoğraftır, birkaç dakikalık bir filimdir. Ancak gelecekte bunlar bir romana, bir şiir külliyatına, bir ödüllü filime dönecektir. Bu yetenek bölge insanında vardır.
Gölova oyun kültürü, geleneksel danslar ve spor gelenekleri açısından da önemli bir birikime sahiptir. Öncelikle folklorik dansların genç kuşaklara düğün dernek vesilesiyle olduğu kadar sistemli bir şekilde öğretilmesi gerektirmektedir. Bunu sağlayacak tecrübeli horan oyuncuları ile Gölova temel eğitim ve lise programının konuya gösterdiği ve göstereceği duyarlılık hem bölge kültürü açısından hem de Türkiye halk dansları birikimi açısından önemlidir. Horanlara ait görüntü ve ses kayıtlarının ihmal edilmemesi gerekmektedir. Eski çocuk oyunlarının birer hatıra olarak kaleme alınması, kurallarının belirtilmesi eğlence geleneklerinin ve boş zamanlarda (recreation) yapılan etkinlikler de ihmale gelecek şeyler değildir.
Türkiye ve Avrupa genelinde çeşitli sportif başarı kazanmış sporcularımızın, sporcu olarak İstanbul ve değişik illerin kulüplerinde ve okullarında başarılı olan sporcuların bilinmesi Gölova’da yeni sporcuların yetişmesi için cesaretlendirici bir işlev kazandıracaktır. Gelecek günlerde Gölova’da su sporlarına, atletizme, güreşe, futbola ve diğer branşlara yönelik müsabakaların gelenekselleştirilmesi yoluna gidilmelidir. Gölova Yayla Festivali ve Ulusal bayramlar bu iş için biçilmiş kaftandır. İstanbul’da Gölova Vakfı’nın düzenlediği çevre köyler futbol müsabakası önemli bir organizasyon denemesi olarak Gölova’ya aktarılabilecek niteliktedir.
Dileğimiz “Gölova Postası” adlı dergimizi bu gelecek sesler için yayınlamaya devam etmek; sanatçılarımızın konserlerine gitmektir;sporcularımızın müsabakalarına gitmek; sanatçılarımızın yapıtlarına kulak vermektir; eserlerini izlemektir; siyasal hayata atılanlara destek vermektir; ticarî ve diğer girişimde bulunanları cesaretlendirmektir; her düzeyden öğrenciler için bilimsel kültürün önemini kavrayarak yatırım yapmaktır; yardım etmektir.
Haydi Gölova! Haydi! Kültür seferberliğine.
Bu yazıyı sitenize ekleyin
Kutudaki kodu web sayfanıza ekleyin.
Bu vasıtayla içerik sitenize eklenecektir.
Görünüm:
Bir bölgenin veya kasabanın kültürel ve tarihî yönlerini araştırmak o bölgede öncelikle sosyoekonomik bir birikimin ortaya çıkmasına...
© 2012 - Gölovalıyız
| < Önceki | Sonraki > |
|---|

















