MUHLİS AYAN ve GALİP SAYGILI
                Tabii ki Gölova'nın başka değerleri de var. Neden olmasın, bir iki seferdir söz Nazim dayı'dan açıldığı için ben de
ondan örnek verdim ve olay Ankara'da olduğu için bir ek olsun istedim. Erzurum'un Teyyo Pehlivanını, Behcet Mahir hikayelerini hesaba
katarsak bizim de bir iki kahraman tipini geliştirip geleceğe aktarmamız ve gelecekte de onlar üzerinden komedi geleneğimizi sürdürebiliriz.
İsterseniz ben bunlardan ikisini hemen söyleyeyim. Muhlis Ayan ile Galip Saygılı. Gölova'da yaşı benim kadar ve daha yukarı olanlar bu
Galip Abi ile Muhlis Amcam arasındaki şakalaşmaları bilirler. Genç öğrencilerden birisi örneğin sayın Bilal Atasever'den bunları
derleyebilir ve bu metinler sonradan geliştirilebilir. Muhlis Ayan benim amcam, gurbetçi kendi işinde gücünde, çalışkan ve iyi bir marangoz,
dülger ve araç gereç ustası. Yazları reçberlik yapar kışları da İstanbul'da rızkıyla uğraşır. Yüzü pek komik değil tam tersine asık suratlı ve
kızgın bile sayılır.Bu yönünü dedem halis ağa'dan almış olmalıdır. komiek yanı da babannemden gelmelidir. Diğer kahramanımız Galip
Saygılı ise bir aralar tüm Gölovalılar gibi gurbetçilik yapmış, sonra Gölova'ya yerleşmiş, reçberlikle uğraşan birisidir. İyi bir ahçıdır.
İstanbul'daki günlerinde ahçılık yapmış, biraz da yakışıklı ve Türkçemizi İstanbul beyefendileri gibi düzgün konuşan birisidir. Lakabı Cıbıl
Galiptir. Lakabı böyle olmasına rağmen Muhlis Amcam onu çok zengin bir iş adamı ve fabrikatör olarak tahayyül eder ve ona göre fıkralar
uydururdu. Bu çerçevede Galip Abi'nin samanlığı bir fabrika, evdeki ambardamı bir bisküvit fırını olabileceği gibi, kendine göre, çok
yetenekleri ve olağan üstü yedek parçaları olan traktörü, üç kez mahsül alınan tarlası, tırmığı tırpanı olan bir adamdır. Öyle hayal
edilmektedir. Bu hayak çerçevesine Galip Abi'nin annesi ve babası da büyük arıstokratlar ve zenginler olarak katılmaktadır. Pek çok
hatıra var. Ben bunlardan birisini anlatayım. Kızkardeşim Gülsen kışları Ankara'da kalız yazları da Muhlis Amcamın kızı Sabahatla
oynarlardı. Bir gün Muhlis Amca kardeşimi ve yeğenimi kandırmış ve demiş ki Galipgilin evin ambar damında bisküvit fabrikası var; gidin
oradan bisküvit alın. Hikayeyi da ayrıntılı olarak anlatmış.Güya Galip Abi'nin evin ambardamında fırın var, evdekiler hamurdan tepsilerle
bisküvit yapıyorlar ve otomatık fırına koyuyorlar. Bisküvitler termostatlı fırında pişince kendiliğinden evde bir zil çalıyor ve Galip Abi'nin
annesi rahmetli Şehri Eme fırının kapağını açıp bisküvi tepsilerini çıkartıyor. Bizim kızlar da bu hikayeye inanmışlar ve soluğu Galip Abilerin
evin kapısında almışlar. Tabii ki buhayali biküvit fabrikasıdan eli boş dönmüşler. Evet bu hikayede de olduğu gibi Cıbıl Galip denilen
mütevazı insan Galip Amca Muhlis Amcamın gönlünde hep zengin bir iş adamı, tüccar, çiftçi ve fabrikatör olarak yer aldı. Bu muhabbete,
bu arkadaşlığa saygı duymak, onların yaşattığı samimi havayı hissetmemek ne mümükün. Evet hepimiz iyiliğin sıcak havasına, espirinin,
şakanın ölçülü samimiyetine muhtacızdır. Gelecekte görüşmek üzere.
         Dusun Ayan  Nisan - 2010
Bu yazıyı sitenize ekleyin
Kutudaki kodu web sayfanıza ekleyin.
Bu vasıtayla içerik sitenize eklenecektir.
Görünüm:
                Tabii ki Gölova'nın başka değerleri de var. Neden olmasın, bir iki seferdir söz Nazim dayı'dan...
© 2012 - Gölovalıyız
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
















