Ziyaretçi Defteri
Bir Mesaj Yaz












711
Mesaj Yazıldı
derdiyok
Salı, 07 Şubat 2012 18:33 | zalım istanbul




Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
ZEMHERİ SENİ ÖZLEDİM
soğuk bir zemheri akşamından herkese iyi akşamlar zemheri ayı dedimde aklıma köydeki yarım metre kırk santim kar geldi geldide bereketti o yağmadımı zemheri zemheriliğini yapmadımı ekinlerin ve tarlaların verimsiz olacağı söylenirdi ,ahırda hayvanları yemlemenin bir manası olmazdı bizim kızakla değirmenden aşşağı kayamazsak tadı olmazdı zemherinin şimdi zemheri ayı geldimi sanki öcü gelmiş gibi bakıyorlar gerçi zemherinin ne demek olduğunuda çok bilen olduğuna sanmıyorum.rahmetli şükrü dayının karları yararak jenarötörü açmaya gittiğini ,dedemin ayağıynan dükkana giderken karları yiterek yol açması,o zaman belediyenin tek kepçesinin kapanan yolları açması,camide büyük sobanın yanması ihtiyarların başına toplanmaları,kahvelerdeki kalabalık hepsi zemherinin habercisiydi zemheri hiçbir zaman insanlarda korku yaratmazdı burdaki gibi, hatta kar yağdıkça hoşuna giderdi insanların şimdi istanbula bir kar yağacak bir hafta önceden felaket tellalları gasteler ve televizyonlar sanki bir afet gelecekmiş gibi yaygara yapıyorlar,onsantim kar yağıyor trafik felç,biraz korkudan biraz heyecandan normal sürdükleri arabayıda süremiyorlar zemherinin korkusundan tabiki büyükşehir bazı problemler oluyor amma en garantisi trafiğe çıkmamak toplu taşımayı kullanmak fırsat buldukça zemherinin tadını çıkartmak ,,,şimdi gölovadada o eski zemherinin olduğuna fazla inanmıyorum o eski insanları gibi zemheride bitti o eski günlerde ,vay zemheri vay özledim seni o tertemiz beyazlığını temizliğini kendin gibi yeni filizlenen bir tomurcuk kadar temizdin sen insanın içine bir heyecan verirdin sen zemheri sende bittin bizde.....saygılar.
soğuk bir zemheri akşamından herkese iyi akşamlar zemheri ayı dedimde aklıma köydeki yarım metre kırk santim kar geldi geldide bereketti o yağmadımı zemheri zemheriliğini yapmadımı ekinlerin ve tarlaların verimsiz olacağı söylenirdi ,ahırda hayvanları yemlemenin bir manası olmazdı bizim kızakla değirmenden aşşağı kayamazsak tadı olmazdı zemherinin şimdi zemheri ayı geldimi sanki öcü gelmiş gibi bakıyorlar gerçi zemherinin ne demek olduğunuda çok bilen olduğuna sanmıyorum.rahmetli şükrü dayının karları yararak jenarötörü açmaya gittiğini ,dedemin ayağıynan dükkana giderken karları yiterek yol açması,o zaman belediyenin tek kepçesinin kapanan yolları açması,camide büyük sobanın yanması ihtiyarların başına toplanmaları,kahvelerdeki kalabalık hepsi zemherinin habercisiydi zemheri hiçbir zaman insanlarda korku yaratmazdı burdaki gibi, hatta kar yağdıkça hoşuna giderdi insanların şimdi istanbula bir kar yağacak bir hafta önceden felaket tellalları gasteler ve televizyonlar sanki bir afet gelecekmiş gibi yaygara yapıyorlar,onsantim kar yağıyor trafik felç,biraz korkudan biraz heyecandan normal sürdükleri arabayıda süremiyorlar zemherinin korkusundan tabiki büyükşehir bazı problemler oluyor amma en garantisi trafiğe çıkmamak toplu taşımayı kullanmak fırsat buldukça zemherinin tadını çıkartmak ,,,şimdi gölovadada o eski zemherinin olduğuna fazla inanmıyorum o eski insanları gibi zemheride bitti o eski günlerde ,vay zemheri vay özledim seni o tertemiz beyazlığını temizliğini kendin gibi yeni filizlenen bir tomurcuk kadar temizdin sen insanın içine bir heyecan verirdin sen zemheri sende bittin bizde.....saygılar.
Dursun Bayram
Cuma, 13 Ocak 2012 16:58
06.09.2011 ile, 07.01.2012 tarihlerinde olmak üzere, sağ kalçadan iki defa ameliyat geçirdim. Ameliyatım esnasında , bizzat hastaneye, daha sonra eve gelerek geçmiş olsun diyen akrabalarıma, komşularıma, arkadaş ve dostlarıma bu vesile ile teşekkür eder, sevgi ve selamlarımı sunarım.
derdiyok
Cuma, 30 Aralık 2011 23:01 | zalım istanbul




Bu e-posta adresini spambotlara karşı korumak için JavaScript desteğini açmalısınız
DOSTLUK
sayın hemşehrilerim bugün günümüzde azda olsa raslanan dostluğa dostluğun bir bez mendilden bir peçeteye nasıl dönüştüğünden nasıl bu kadar basitleştiğinden bahsetmek istiyorum.eskilerden köylerimizden dedemden hatırlıyorum bi şahıs için o benim eyi dostum derdi tabi çözemezdik ne manaya geldiğini o dost geldimi o dost a gidildimi akan sular dururdu.dost selam gönderdi de bir isteği oldumu bir halk tabiriyle "iki elim kanda olsa"o dostun isteği görülürdü çünkü dost tu o dost.çünkü o dostlukta paranın pulun çekin senedin bir değeri olmazdı öyle bir yanlış yapılma ihtimali yoktu çünkü o dostluktu karşılık beklemeden yapılırdı ne yapılacaksa.şimdi büyükşehirlerde o dostluk yokmu vardır vardır amma yinede çok aramak lazım ben şahsen o eski dostluklara aldanıp burda çok darbe yedim burdaki dostluklar genelde bez mendil değilde kağıt peçete gibi oluyor işin bittimi kaldırıp atıyorsun veya çıkarın varsa dost oluyorsun,çıkarın yoksa ona bi çay ısmarlamak bile fuzuli bir iş.tabi bunları biz yazıyoruz amma kime sorsan aynı şeyden şikayetçi kimse öbüründen memnun değil bunu sebebi bana göre birbirini çekememezlik fesatlık hainlik dedikodu gösteriş...vs,şimdi bu ortamda gelde sen o eski dostlukları bul vay zalım gurbet vay diyesim geliyor nerde o eski gardaşlık, dostluklar.o dostlukların temeli,dürüstlük,sadakat,vefa,hatır,şimdiki zamandada bunları bulmak zor olduğuna göre herkesin başkasında kusur araması yerine kendine bir çeki düzen vermesi gerekir bizler memleketimizde gördüğümüz o dostluğa elimizden geldiği kadar sadık kalmaya çalışıyoruz,çünkü ne varsa yine bizim örfümüzde ananelerimizde büyüklerimizde gördüğümüz terbiyede var,dostlukta arkadaşlıkta memleketimde benim gölovamda ,nasıl bir parçanın bi orjinali bir yan sanayisi var gölovadaki orjinal burdaki yan sanayi dostluk hepinizin yeni yılı hayırlı olsun saygılar
sayın hemşehrilerim bugün günümüzde azda olsa raslanan dostluğa dostluğun bir bez mendilden bir peçeteye nasıl dönüştüğünden nasıl bu kadar basitleştiğinden bahsetmek istiyorum.eskilerden köylerimizden dedemden hatırlıyorum bi şahıs için o benim eyi dostum derdi tabi çözemezdik ne manaya geldiğini o dost geldimi o dost a gidildimi akan sular dururdu.dost selam gönderdi de bir isteği oldumu bir halk tabiriyle "iki elim kanda olsa"o dostun isteği görülürdü çünkü dost tu o dost.çünkü o dostlukta paranın pulun çekin senedin bir değeri olmazdı öyle bir yanlış yapılma ihtimali yoktu çünkü o dostluktu karşılık beklemeden yapılırdı ne yapılacaksa.şimdi büyükşehirlerde o dostluk yokmu vardır vardır amma yinede çok aramak lazım ben şahsen o eski dostluklara aldanıp burda çok darbe yedim burdaki dostluklar genelde bez mendil değilde kağıt peçete gibi oluyor işin bittimi kaldırıp atıyorsun veya çıkarın varsa dost oluyorsun,çıkarın yoksa ona bi çay ısmarlamak bile fuzuli bir iş.tabi bunları biz yazıyoruz amma kime sorsan aynı şeyden şikayetçi kimse öbüründen memnun değil bunu sebebi bana göre birbirini çekememezlik fesatlık hainlik dedikodu gösteriş...vs,şimdi bu ortamda gelde sen o eski dostlukları bul vay zalım gurbet vay diyesim geliyor nerde o eski gardaşlık, dostluklar.o dostlukların temeli,dürüstlük,sadakat,vefa,hatır,şimdiki zamandada bunları bulmak zor olduğuna göre herkesin başkasında kusur araması yerine kendine bir çeki düzen vermesi gerekir bizler memleketimizde gördüğümüz o dostluğa elimizden geldiği kadar sadık kalmaya çalışıyoruz,çünkü ne varsa yine bizim örfümüzde ananelerimizde büyüklerimizde gördüğümüz terbiyede var,dostlukta arkadaşlıkta memleketimde benim gölovamda ,nasıl bir parçanın bi orjinali bir yan sanayisi var gölovadaki orjinal burdaki yan sanayi dostluk hepinizin yeni yılı hayırlı olsun saygılar
MELİH AYAN
Çarşamba, 07 Aralık 2011 16:41 | istanbul




Sabah Gazetesi...
http://www.sabah.com.tr/multimedya/galeri/yasam/bu_kareler e_gulmemek_mumkun_degil?tc=118&page=32&albumId=29166
http://www.sabah.com.tr/multimedya/galeri/yasam/bu_kareler e_gulmemek_mumkun_degil?tc=118&page=32&albumId=29166
Dursun Ayan
Salı, 06 Aralık 2011 20:43 | Ankara
Elk. Yük. Müh.
HASAN YENİDÜNYA
RAHMETE ERDİ
Gölova’dan üniversite eğitimi yapan ilk kuşak olmasa da onların hemen arkasından İstanbul’da yüksek öğrenim görme olanağı bulanlar daha sonraki yıllarda gelen kuşaklara iyi bir model oldular. Bunların içinde benim de örnek aldığım, yardımlarını ve hatta arkadaşlığını gördüğüm Hasan Abi 2 Aralık 2011 tarihinde hayata veda etti. Şairin dediği gibi “bütün ölümler erkendir.” Hasan Yenidünya Tanrı’dan rahmet diliyorum.
Ben hasan Abi’yi ilk kez tanıdığımda Gölova’da ilkokul öğrencisiydim. Abisi şimdiki Gölova Vakfı sekreteri Seyfettin Abi ile bir yaz tatili için Gölova’ya gelmişlerdi ve babaannemin akrabaları olduğu için bizim eve de uğramışlardı. Dedem “Bak bunlar üniversitede okuyor” dedi. Tabii ki o güne kadar hiç üniversiteli görmemiştim, temiz giysilerine ve yüzlerindeki ifadeye bakmış olacağım ki hâla aklımdadır. Aradan vakit geçti Gölova'dan Ankara’da okul için gittiğimde yeniden karşılaştık, bana ders bile çalıştırdı. Akrabalık, hısımlık derken birbirimizi biraz daha tanıdık ve İstanbul Tuzla’da yedek subay okulunda iken kendisi ile daha uzun süreli tanıdım. Daha derin toplum konularını, Gölova’ya ilişkin görüşlerimizi ifade ettik. İçimden çoğu zaman mühendisliğini üniversitede hoca olarak sürdürseymiş daha da iyi olurmuş diye geçirirdim. Yöntemleri katı birisi olmasına rağmen bilgi birikimi ve bilgisini aktarmadaki tutumu iyiydi. O 1954-1966 yıllarında İngilizcesini ilerletmişti. Bunda babası rahmetli Rifat (Ürfet) Dayının o yıllarda İstanbul Sultan Ahmet’teki Amerikan Dershanesi’nde çalışıyor olmasının etkili olduğunu belirtirdi. Abisinin de kendisinden daha kıdemli bir üniversite öğrencisi olması onun çalışma disiplininde etkili olmuş. Tabii ki bilgi sevgisi bunların içinde ön plandaymış.
Bugün bu satırlarda onun vefat haberini duyurmanın üzüntüsünü ve yaşarken onun kısa yaşam öyküsünü de aşağıdaki satırlarda vermek istedim. Gölova’da ondan sonra İTÜ’de okuma şansına eren gençler oldu, bundan sonra da neden olmasın. Aşağıda İTÜ’lü bir Gölova evladını sizlere duyurmak istedim.
Gölova’dan Halilağagil sülâlesinden Elk. Yük. Mühendisi Hasan Yenidünya 2 Aralık 2011 tarihinde İstanbul Çengelköy’deki evinde hayata veda etti. Cenazesi Çengelköy Çamlıktepe Camii’nde ikindi namazı sonrası kılınan namazdan sonra Hekimbaşı Mezarlığı’na defnedildi. Hasan Yenidünya Halilağagillerden rahmetli Rifat (Ürfet) ile Şehri Yenidünya’nın çocukları olarak 27 Temmuz 1942 tarihinde Gölova’da doğdu. İlkokulu Gölova’da okuduktan sonra babası İstanbul’da çalıştığı için abisi Seyfi Yenidünya ile İstanbul’da orta ve lise ve yüksek öğrenimine devam etti. Hasan Yenidünya 1954 yılında Türkiye’nin köklü eğitim kurumlarından İstanbul Erkek Lisesi’ne kayıt oldu ve ortaokul ile liseyi burada tamamladı. 1960’da İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik Fakültesi’ne kayıt oldu ve beş yıllık bir eğitimden sonra o zamanın müfredat programından yüksek mühendis olarak mezun oldu.
Mezuniyetinden sonra Ankara’da Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nde mühendis olarak çalışmaya başladı ve bir süre çalıştıktan sonra Ankara Mamak Muhabere Okulu’nda ve Konya’daki ordu birliğinde muhabere yedek subay olarak (1967-1969) yıllarında askerliğini tamamladı. 1969’da Ankara’da tekrar mühendislik görevine döndü, Bu görevinden 1970 yılında ayrılan Hasan Yenidünya Ereğli Demir Çelik Fabrikası’nda haddehane mühendisi olara çalışmaya başladı ve bu görevini 1979 yılına kadar sürdürdü. 1974 yılında 4 ay süre ile Amerika Birleşik Devletlerinde soğuk haddehane mühendisliği konusunda mesleki bilgisini ilerletmek için Ereğli Demir Çelik Fabrikası tarafından gönderildi. 1979 yılında Ereğli’deki görevinden ayrılarak İzmit’te özel sektöre ait Çolakoğlu Metalurji fabrikasında mühendis olarak 1981 yılına kadar çalışmaya devam etti. Daha sonra girişimci olarak Gölova Elektrik Şirketini kurarak serbest çalıştı. Vefatına yakın Prizma Yapı Denetim firmasında elektrik kontrol mühendisi olarak görev yaptı. Batı Spor Kulübü’nün kurculuğunu ve yönetim kurulu üyeliğini yapıyordu. İyi düzeyde İngilizce bilen Hasan Yenidünya hayata gözlerini yumduğunda üç çocuk babası ve beş torun dedesi idi.
HASAN YENİDÜNYA
RAHMETE ERDİ
Gölova’dan üniversite eğitimi yapan ilk kuşak olmasa da onların hemen arkasından İstanbul’da yüksek öğrenim görme olanağı bulanlar daha sonraki yıllarda gelen kuşaklara iyi bir model oldular. Bunların içinde benim de örnek aldığım, yardımlarını ve hatta arkadaşlığını gördüğüm Hasan Abi 2 Aralık 2011 tarihinde hayata veda etti. Şairin dediği gibi “bütün ölümler erkendir.” Hasan Yenidünya Tanrı’dan rahmet diliyorum.
Ben hasan Abi’yi ilk kez tanıdığımda Gölova’da ilkokul öğrencisiydim. Abisi şimdiki Gölova Vakfı sekreteri Seyfettin Abi ile bir yaz tatili için Gölova’ya gelmişlerdi ve babaannemin akrabaları olduğu için bizim eve de uğramışlardı. Dedem “Bak bunlar üniversitede okuyor” dedi. Tabii ki o güne kadar hiç üniversiteli görmemiştim, temiz giysilerine ve yüzlerindeki ifadeye bakmış olacağım ki hâla aklımdadır. Aradan vakit geçti Gölova'dan Ankara’da okul için gittiğimde yeniden karşılaştık, bana ders bile çalıştırdı. Akrabalık, hısımlık derken birbirimizi biraz daha tanıdık ve İstanbul Tuzla’da yedek subay okulunda iken kendisi ile daha uzun süreli tanıdım. Daha derin toplum konularını, Gölova’ya ilişkin görüşlerimizi ifade ettik. İçimden çoğu zaman mühendisliğini üniversitede hoca olarak sürdürseymiş daha da iyi olurmuş diye geçirirdim. Yöntemleri katı birisi olmasına rağmen bilgi birikimi ve bilgisini aktarmadaki tutumu iyiydi. O 1954-1966 yıllarında İngilizcesini ilerletmişti. Bunda babası rahmetli Rifat (Ürfet) Dayının o yıllarda İstanbul Sultan Ahmet’teki Amerikan Dershanesi’nde çalışıyor olmasının etkili olduğunu belirtirdi. Abisinin de kendisinden daha kıdemli bir üniversite öğrencisi olması onun çalışma disiplininde etkili olmuş. Tabii ki bilgi sevgisi bunların içinde ön plandaymış.
Bugün bu satırlarda onun vefat haberini duyurmanın üzüntüsünü ve yaşarken onun kısa yaşam öyküsünü de aşağıdaki satırlarda vermek istedim. Gölova’da ondan sonra İTÜ’de okuma şansına eren gençler oldu, bundan sonra da neden olmasın. Aşağıda İTÜ’lü bir Gölova evladını sizlere duyurmak istedim.
Gölova’dan Halilağagil sülâlesinden Elk. Yük. Mühendisi Hasan Yenidünya 2 Aralık 2011 tarihinde İstanbul Çengelköy’deki evinde hayata veda etti. Cenazesi Çengelköy Çamlıktepe Camii’nde ikindi namazı sonrası kılınan namazdan sonra Hekimbaşı Mezarlığı’na defnedildi. Hasan Yenidünya Halilağagillerden rahmetli Rifat (Ürfet) ile Şehri Yenidünya’nın çocukları olarak 27 Temmuz 1942 tarihinde Gölova’da doğdu. İlkokulu Gölova’da okuduktan sonra babası İstanbul’da çalıştığı için abisi Seyfi Yenidünya ile İstanbul’da orta ve lise ve yüksek öğrenimine devam etti. Hasan Yenidünya 1954 yılında Türkiye’nin köklü eğitim kurumlarından İstanbul Erkek Lisesi’ne kayıt oldu ve ortaokul ile liseyi burada tamamladı. 1960’da İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Elektrik Fakültesi’ne kayıt oldu ve beş yıllık bir eğitimden sonra o zamanın müfredat programından yüksek mühendis olarak mezun oldu.
Mezuniyetinden sonra Ankara’da Elektrik İşleri Etüt İdaresi’nde mühendis olarak çalışmaya başladı ve bir süre çalıştıktan sonra Ankara Mamak Muhabere Okulu’nda ve Konya’daki ordu birliğinde muhabere yedek subay olarak (1967-1969) yıllarında askerliğini tamamladı. 1969’da Ankara’da tekrar mühendislik görevine döndü, Bu görevinden 1970 yılında ayrılan Hasan Yenidünya Ereğli Demir Çelik Fabrikası’nda haddehane mühendisi olara çalışmaya başladı ve bu görevini 1979 yılına kadar sürdürdü. 1974 yılında 4 ay süre ile Amerika Birleşik Devletlerinde soğuk haddehane mühendisliği konusunda mesleki bilgisini ilerletmek için Ereğli Demir Çelik Fabrikası tarafından gönderildi. 1979 yılında Ereğli’deki görevinden ayrılarak İzmit’te özel sektöre ait Çolakoğlu Metalurji fabrikasında mühendis olarak 1981 yılına kadar çalışmaya devam etti. Daha sonra girişimci olarak Gölova Elektrik Şirketini kurarak serbest çalıştı. Vefatına yakın Prizma Yapı Denetim firmasında elektrik kontrol mühendisi olarak görev yaptı. Batı Spor Kulübü’nün kurculuğunu ve yönetim kurulu üyeliğini yapıyordu. İyi düzeyde İngilizce bilen Hasan Yenidünya hayata gözlerini yumduğunda üç çocuk babası ve beş torun dedesi idi.
711
Mesaj Yazıldı














